Pandemiyle değişen uluslararası dengeler ve krizi fırsata çevirenler

08.03.2023
NADİDE BENAN KEPSUTLU
Benan Kepsutlu Yeditepe Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümüyle aynı üniversitenin Radyo TV Sinema bölümünü bitirdi. 1991-2001 yıllarında İtalya Modena’da Romenica okulunda İtalyanca dil eğitimini tamamladı. Marmara Üniversitesi Ortadoğu Araştırmaları Enstitüsü’nde yüksek lisans yaparak Ortadoğu konusunda uzmanlaştı. Yüksek Lisans Tezi "George W. Bush ve Bill Clinton'ın Ortadoğu Ekonomi-Politikalarındaki Farklılıklar"dır. Kepsutlu sonrasında Marmara Üniversitesi Ortadoğu ve İslam Ülkeleri Araştırmaları Enstitüsü Ortadoğu Siyasi Tarihi ve Uluslararası İlişkiler bölümünde özel öğrenci olarak eğitimine devam etti. Kepsutlu 2001 yılında Ankara TRT Haber merkezinde stajer olarak meslek hayatına adım attı. Sonrasında TV-8 Haber Merkezi'nde staj yaptı. Mehmet Ali Birand yönetiminde Kanal D Haber’de ve CNN Turk’te muhabirlik yaptığı dönemde, televizyon haberciliği eğitimi almak üzere Londra’da BBC News’e kabul edildi. TRT TÜRK’ün Erbil bürosunu kurdu ve ilk temsilcisi oldu. 2010’da haber editörü ve program sunucusu olarak Habertürk’e transfer oldu. Habertürk’te haber spikerliği ve program sunuculuğunun yanı sıra, haber programı “Ajanda”nın yapımcılığını ve sunuculuğunu üstlendi. Kepsutlu’nun gazeteci olarak otuza yakın “Dünyada ilk” ve “Türkiye’de ilk” olarak yayınlanan haberi bulunmaktadır. Benan Kepsutlu, görevleri süresince kritik dönemlerde yıllarca İsrail, Filistin ve Irak’ta çalıştı. Gürcistan-Rusya Savaşı’nda Gürcistan’da bulunan Kepsutlu, Afganistan, Pakistan, Suriye, Mısır, Ermenistan, İngiltere, İtalya, Hollanda, İsviçre, Yunanistan, Malezya ve Kırgızistan’da da kritik süreçlerde özel haber dosyaları hazırladı. Kepsutlu ayrıca pek çok dünya lideri, Cumhurbaşkanı ve Başbakanla kritik dönemlerde ses getiren özel röportajlara imza attı. Kepsutlu 2014 yılında Yeditepe Üniversitesi’nde İletişim Fakültesi’nde öğretim üyeliğine başladı, 2016 yılından beri Bahçeşehir Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü ve Yeni Medya bölümlerinde ders vermeye devam etmektedir. Ayrıca Başkent İletişim Bilimleri Akademisi’nde ders vermektedir. Kepsutlu'nun "ABD'nin Ortadoğu Politikası - 90'lardan Günümüze Başkandan Başkana" ve "Arşivde Saklı Kalan İtiraflar" isimli iki de eseri bulunmaktadır. Kepsutlu 2016-2017 yılları arasında NATO’nun İstanbul merkezli tatbikatlarında komuta kademesine medya danışmanlığı yaparak, tatbikatlar bünyesinde medya uzmanı olarak görev yaptı. Benan Kepsutlu aynı zamanda CNK Global Uluslararası Savunma ve Danışmanlık şirketi bünyesinde NATO karargahlarına stratejik iletişim, medya ve basın halkla ilişkiler danışmanlığı görevini sürdürmekte

Kovid-19’un etkisi uluslararası ekonomik dengelerin yanı sıra, paralelinde uluslararası politik dengeleri de sınavdan geçirmeye devam ediyor. Mevcut müttefiklerin durumu, uluslararası organizasyonun yapıları, çalışma şekilleri, birbirlerine güvenleri, kendi çatıları altında ekonomik, politik, askeri oluşumlar ve bu oluşumların faaliyetlerinin etkileri tartışmaya açık bir konu haline geldi. Dahası bunların kendi içindeki çalışma şekilleri gözden geçirilmeye, hatta sorgulanmaya başlandı. Virüsten kaynaklı ölümler bir tarafa, safların kendilerine uzun vadede çıkar sağlamak amacıyla attığı hamleler tarihe düşülen yeni notlar olarak karşımıza çıkıyor. Bu süreçte bizi şaşırtan diyaloglara ve görüntülere de sıkça şahit olmadık değil. “Devler” adeta bir anda küçülmeye ve kendi iç hesaplaşmalarına dalmaya başladılar. İşin açıkçası paranın bir yere kadar yettiği, konvansiyonel silahların sözünün geçmediği bir süreç bu. Öngörüler ve önceden alınan tedbirlerin sonuçları da birbirleriyle yarışır hale geldi. Krizi fırsatlara çeviren ülkeler ise “rövanşta”. Malum, Çin-ABD- Rusya arasında süregelen küresel liderlik mücadelesi var. Fakat Kovid-19’da ABD’yi kendi başının çaresine bakamayan, sağlık sitemi özelleştiği için bu süreçte adeta çökmüş olan bir ülke olarak görür olduk. Oysa ABD dünya savunma harcamasını ve silah ihracatı pastasını elinde bulunduran, pek çok ülkede üssü olan bir “süper güç” temsili olarak görünüyordu kendisi. Virüs sonrası ABD’nin, yenilgisinden ve çaresizliğinden bahsetmeye başlanıldı. NATO’nun patronu olan ABD’nin bu çaresizliğinden bahsederken, bu süreçten Çin’in ve Rusya’nın oldukça faydalandığına ve tüm ülkelere yardım elini uzattığına şahit olduk. Virüsün hızlıca yayıldığı İtalya caddelerinde, yardım için gelen Rus askeri araçlarını görünce, AB ve diğer NATO ülkeleri nerede diye sormadan edemedim. Rusya, bu kriz anını son derece profesyonel bir şekilde “fırsata çevirmiş”, İtalya sokaklarına insani yardıma koşmuştu. Çin ve Küba da benzer hamlelerde bulundu. Yaşananlar gerçekten ilginç ve düşündürücü. Gerçi İtalya ve Rusya’nın yakınlaşan ilişkileri ve Putin’in İtalya sempatisi, İtalya’nın eski Başbakanı Berlusconi dönemine dayanıyor. Berlusconi’nin 2008 yılında Rusya’nın Avrupa Birliği’ne katılması önerisiyle pekişmişti aralarındaki dostluk. Aslında ilişkiler daha çok kişiseldi o dönem. Oysa şu anki İtalya Başbakanı Giusseppe Conte ile Vladimir Putin’i hiç o kadar samimi görmedik biz. Öte taraftan, sahadaki uygulamalar farklıydı. Bir NATO üyesi olan İtalya, tatbikatlarda ortak hedef olan Rusya’ya büyük bir hassasiyet ile yaklaşırdı, yaklaşıyor da. İtalya, Rusya’yı ana tehdit olarak görür ve savunma harcamalarını da buna göre düzenlerdi. AB’nin de en sadık üyelerindendi İtalya. Ta ki koranavirüs sırasında AB’den yardım talep edip, karşılık bulamayana kadar.

BENAN KETSUPLU

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.