Küresel basın reformu çağrısı

27.01.2021

Neşat Gündoğdu - Milat Gazetesi Ankara Temsilcisi

Soğuk Savaş döneminde çift kutuplu dünya düzeninin dizayn ettiği sosyal hayat, insanları da tasarımlayarak belirli bir bakış açısını benimsemeye itti.

Bu dönemdeki bakış açısından gazeteciler de nasibini aldı.

Bugüne göre daha “idealist” sürdürülen gazetecilik mesleği, ideolojik dayanaklar çerçevesinde “vatandaş öncelikli” bakışını koruyarak hikâyesini 80’lerin ortalarına kadar sürdürdü.

90’lardan sonra hayat, her anlamı ile değişti.

Batı Bloku kazandı.

Gerçek; “İdeolojiler Savaşı” nı birinin kaybetmesi iken; algı, diğerinin değerleriyle kazandığı şeklinde oluştu.

Hâlbuki tam olarak sınanmayan bir sistemin “kazanan” ilan edilmesi, ötekinin varlığı ile şekillenen birçok değerinin boşa düşmesine sebep oldu.

Basın da bundan etkilendi.

Liberal değerleri savunan basının yine liberal değerleri savunanların “kâr ve menfaat” düzenini artırarak devam ettirmek istemesi nedeniyle düşmanlaştırılması, “kazanan” sistemi tam bir kaos içine soktu.

Vatandaşların haklarını koruyan “güvenlik” ağırlıklı refleks gösteren devletlerden; vatandaşların haklarını genişleten “özgürlük” ağırlıklı refleks gösteren devletlere geçişte büyük zorluklar yaşandı.

Avrupa Birliği’nin yaşadığı “fark edilir ilerleyiş” bile basının “özgürlük artırıcı bir araç” olması ilkesinin başka ülkelere karşı politik üstünlük aracı olarak kullanılmasını engelleyemedi.

Basın, küresel ölçekte büyük bir kriz içinde.

Yüzyıllar boyunca burjuvazinin “yönetimleri” hatta “dinleri” bile değiştirdiği gerçeğini görmezden gelemeyiz.

Bugünün modern dünyasında insan onuruna yaraşır hayatların varlığını artırarak devam ettirebilmesi, ancak ve ancak “kâr” kaygısı olmayan, tam işler bir basın ile sağlanabilir.

Birçok teoriye göre basın; devletlerin “dördüncü gücü” olarak tanımlanıyor ve gazetecilerin “kamusal” bir iş yaptığı söyleniyor.

Modern toplumları ayakta tutan ve şeffaflığını temin eden bir kurum olarak önem atfedilen basına, kamusal ayrıcalık sağlanmaması günümüz gazetecilerinin önündeki en büyük sorun.

Teknolojik yenilikler, haber üretim ve dağıtım maliyetlerini düşürürken vatandaşların habere ulaşma hızını da artırıyor ve bilgi toplumuna büyük bir katkı sağlıyor.

Analiz, görüş, bilgi ve birikimlerini ortaya koyan gazeteci, düşünür ve yazarların gelir kaynağının temelini oluşturan tirajların (baskı sayılarının) giderek erimesi, sistemi boşa düşüren bir gelişmeye neden oluyor.

Gazeteciler, hâlâ sistemleri denetleyen en güçlü sivil yapılanmalar.

Gazeteciler, gelir kaygısı ile reklam üretme düşüncesinden uzak kalarak işlerini yapmalılar.

Gazeteciler, tüm dünyada sendikalar ile medya patronları arasında savrulurken, bir yandan da dijital dünya ile rekabet ederek vatandaşlar adına devletlerin denetlenmesi görevini yapamazlar.

Çelişkileri aşmak için kamusal bir hizmet sunan basınının liberal değerler üzerinden bağımsız bir şekilde, ilgili ülke gerçeklerini dikkate alarak çalışması sağlanmalı.

Tüm meslektaşlarıma açık teklifim şudur:

  • Gazetecileri kamusal güç ile buluşturacak anayasal düzenlemeler yapılmalı.
  • “Gazeteciler Meslek Odası” kurularak gazetecilik mesleğinin işlerliği sağlanmalı, mesleğin değer ve normları toplumsal dinamikler üzerinden bu kamu tüzel kişiliği vasıtasıyla şekillendirilmeli.
  • Vatandaşlar haber okumasa da gazeteciler vatandaş adına sistemi denetlemeye devam ediyor. Gazetecilerin iş güvencesinin olmaması, birçok dava, baskı ve şiddete maruz kalmalarına karşı gösterdiği fedakârlık halk tarafından desteklenmelidir. Bu nedenle gazetecilerin her alanda “bilirkişi” gibi varlık göstermeleri ve uzmanlaşmaları için bir “basın vergisi” ile kaynak oluşturulmalı ve bu kaynak meslek odası tarafından adil bir şekilde dağıtılmalıdır.
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.