Zor bir yıl

27.01.2021
VELİ ALTINKAYA
Gazeteciliğe 1981 yılında başladı. Türkiye, Kayseri Olay, Kayseri Anadolu Haber, Akın Günlük, Kayseri Haber gazeteleri ile Erciyes TV ve Kay TV’de çeşitli görevlerde bulundu. 1985-1989 arasında Kayseri Belediye Başkanı Basın Danışmanı olarak görev aldı. 1987-2009 tarihlerinde TRT Kayseri Temsilciliği yaptı. Kültür ve Sanat, Töre, Doğuş Edebiyat gibi dergilerde çeşitli konularda yazıları yazdı. İlk kitabı Mavi Boncuklu Cemil Baba Kültür ve Sanat Yayınları arasında 1984 yılında yayınlandı. Kayseri ile ilgili çok sayıda araştırması, önce Kayseri gazetelerinde yer aldı, sonra az sayıda olmak üzere kitaplaştı.   Kayseri Gazeteciler Cemiyeti, Gazeteciler Cemiyeti (Ankara), Türkiye Spor Yazarları Derneği, RATEM (Radyo ve Televizyon Yayıncıları Meslek Birliği) üyesi de olan Altınkaya, Erciyes Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’nde 2007- 2016 tarihleri arasında çeşitli konularda ders verdi. Halen, Kay-Tv,Erciyes Tv ve Kayseri Haber Gazetesi’nin Genel Yayın Yönetmeni olarak görev yapan Altınkaya, Kayseri Gazeteciler Cemiyeti Başkanlığı,(2010-1014, 2018-2020) Türkiye Gazeteciler Cemiyetleri Basın Vakfı Yönetim Kurulu Üyeliği (2010-2018) Türkiye Gazeteciler Federasyonu Genel Başkan Yardımcılığı (2012-2018) RATEM Yüksek İstişare Kurulu Üyeliği, Küresel Gazeteciler Konseyi kurucu üyeliği ve Yerel Medya’dan Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı (2019-2023) görevlerinde bulunmuş olup, sürekli basın kartı sahibi, evli ve üç çocuk babasıdır.

Veli Altınkaya - KGK Genel Başkan Yardımcısı

İnsanlık, yakın tarihimizin en zor yılını yaşadı. Elbette son 100 yıl içerisinde gerçekleşen dünya savaşları da yerküre için acı ve gözyaşı demekti. Ancak, milyonlarca insanın hayatını kaybettiği, şehirlerin yakılıp-yıkıldığı o savaşların hiç etkilemediği  ülkeler, insanlar vardı… Çin’de zuhur eden Covid 19 adlı virüs geride bıraktığımız yılda hemen   her sektörü, her devleti ve 5 milyardan fazla insanı şu veya bu şekilde olumsuz etkiledi.

Virüsün etkilediği sektörlerden biri de hiç şüphesiz ki medya ve çalışanlarıydı… Gazetelerin tirajları, televizyonların reytingleri ve reklam gelirleri yarı yarıya düşerken, dijital dönüşüm ‘bizim mahallede’ daha hızlı  yayıldı, daha etkili oldu. Olup bitenler  özellikle yerel medyayı ve çalışanlarını adeta bir kasırga gibi vurdu. Yüzlerce gazete, televizyon ve radyo kapandı.. Binlerce meslektaşımız, oranı yüzde 30’ları aşan işsizler kadrosuna eklendi.

Basın İlan Kurumu başta, devletimizin bazı kurum-kuruluşları salgının genel etkisini azaltma  adına, bizim sektörde de yaraları sarmak için bazı kararlar aldılar. Ama yetmedi, medya işletmeleri ve çalışanlar 2020’yi yakın tarihimizin en kötü yılı olarak anacaklar.

Gazeteci elbette susmayacak. Gazeteci elbette zor şartlarda da olsa mesleğini icra etmeyi sürdürecek. Zira gazetecinin susması demek, halkın, Hakkın sesinin kesilmesi demek. Kamu görevi yapan gazeteci kısıtlı imkanları çerçevesinde şehrinin ülkesinin ve insanının sesi olmaya devam edecek…

Salgın, medya sektöründe bir gerçeği daha net gösterdi. Devletimiz maalesef çoğu zaman mevzuat yenilemesinde teknolojinin çok gerisinde kalıyor.  Sosyal medya ve internet medyası ile ilgili gerekli yasal düzenleme, maalesef yapılamadı. Geleneksel medya hala 60 yıllık, 25 yıllık kanunlarla faaliyetini sürdürüyor. Yönetmeliklerle bazı zorlukları aşmaya çalışsanız da yetmiyor. Tüm sektörleri, hatta basın meslek örgütlerinin faaliyetlerini de içine alan  topyekün bir ‘Basın Kanunu’ çıkartmak zorundayız. Bu Gazi Meclis’in omuzlarındaki bir vebaldir.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın taşra teşkilatları marifetiyle özellikle yerel medyanın sorunları ile ilgili bir rapor hazırladığını biliyoruz. CİB’e bağlı kuruluşlardan sunulan raporlar ve mevzuatlarla ilgili taslak çalışmalar olduğundan da haberdarız. Bu rapor, meslek örgütleri ve iletişim okullarından alınacak görüşlerle harmanlanmalı ve siyasi partilerin meclis gruplarında tartışmaya açılarak, hiç olmazsa önümüzdeki 20-30 yıllık beklentilerimize cevap verecek bir yasal düzenleme TBMM’den 2021 içerisinde geçirilmelidir.

Anadolu basını dün nasıl ki Milli Mücadele dahil, ülkemizin en zor günlerinde milletin ve devleti yönetenlerin yanında yer almışsa, bundan sonrada aynı ‘dik duruşu’ gösterecektir. Ancak, ucu yurtdışından olan, hatta bir bölümünün de PKK, FETÖ gibi terör, istihbarat örgütleri ve ihanet şebekeleri tarafından organize  ve finanse edildiğini bildiğimiz sosyal medya mecraları mutlaka denetim altına alınmalı, bunlara karşı ‘yerli ve milli’ olan Anadolu Basınının dijital dönüşümüne maddi-manevi katkı sağlanmalıdır. Yurtdışı kaynaklı ihanet yapılanmasının, bizim sektörümüzde de içerden destekçileri olduğunu biliyoruz. Onlara karşı ‘milli bir duruş’ gösteren medya işletmelerinin ve çalışanlarının her alanda gözetilmesi gerekmektedir.

Emperyal güçlerin coğrafyamızda sürdürdüğü bin yıllık, yüz yıllık (BİN Mİ YÜZ MÜ?)hesaplaşmadan güçlü bir medya yapısı oluşturmadan başarı ile çıkamayız.  Türkiye’nin, Türk Dünyası’nın ve İslam Coğrafyasının bizim sektörümüzde de ‘Hakkın, halkın ve mazlumların sesi’ olan güçlü medya kuruluşları olmalı.  Böyle bir mücadelede ‘Yerli ve Mili Anadolu  Basını’ için, ‘Ne yapabilirler ki?’ diye düşünülmemeli ve bu alanda dijital dönüşüme her manada katkı verilmelidir.

Bu duygularla virüsün aramızdan aldığı meslektaşlarımızı rahmetle anıyorum. Ailelerine sabır diliyorum. 2020 bizim mahalle için kötü geçti. Dilerim 2021’de medya işletmelerinin ve çalışanlarının ekonomik özgürlükleri dahil sıkıntılarının hiç olmazsa bir bölümü giderilmiş olsun.

 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.