“Yeşil Mutabakat”ta Medyanın Rolü Ne Olacak?

26.01.2021

Aynur Tattersal- KGK Genel Sekreter Yardımcısı

 

Mehmet Öğütçü, Hükümet ve İş Dünyasını Uyardı: “Yeşil Mutabakat’a acilen hazırlanmazsak ekonomik ve siyasi maliyeti ağır olacak. Medya, bu süreçte yaşamsal rol oynuyor, oynamaya devam edecek.”

 İklim değişikliği dayatması, ekolojik dengeler ve yaşam bizleri hemen her alanda “yeşillenme” sürecine soktu. Bundan sonra da artarak devam edecek yeşile dönüşme, dönüştürme çabası. Yeşil tarım, yeşil enerji, yeşil çevre, yeşil teknoloji, yeşil kentler, yeşil nesil, yeşil eğitim, yeşil finans…

Dahası, Covid-19 salgının yarattığı tahribatı tamir, yaraları sarmak için de yeşil canlanma paketleri, yeşil büyüme hedefleri gündemimizin tam tepesine oturuyor.

Merkezi Londra’da bulunan Global Resources Partnership şirketinin Yönetim Kurulu Başkanı ve The London Energy Club’un İcra Kurulu Başkanı, dünyanın önde gelen enerji, yatırım ve jeopolitik otoritelerinden Mehmet Öğütçü ile çok kritik önemdeki bu konu ile ilgili görüştük. 

Öğütçü, yumurta kapıya dayanmadan Türkiye bakımından medya dahil kamu ve özel sektörde alınması gereken acil önemlere ilişkin tavsiyelerini paylaşarak, hükümet ve iş dünyasına erken uyarı sinyalleri verdi. 

 

Aynur: Bu yepyeni konuya en çok kafa yoran uluslararası otoritelerden birisiniz. Sanırım bu yeşil tutkusu yeni bir gelişme değil; neden şimdi birden böyle önem kazandı sizce?

 

Mehmet: Haklısınız yeni değil. Kaçınılmaz şekilde yeşil düzen kıstasları yürürlüğe girdiğinde iş hayatımızı, hükümet politikalarını, birey olarak bizleri temelden etkileyeceğinden kuşku duymayın.

Onun için küresel düzenin 2050’de karbon nötralizasyon hedefleri tutturulana kadar amentüsü olacak “yeşil mutabakat”a şimdiden uyum sağlamak için çalışmak zorundayız.

Aksi taktirde, hepimiz için gecikmenin maliyeti ağır olacak, hem ekonomik hem de siyasi bakımdan.

 

A: Yeşil mutabakat deyince sadece Avrupa Birliği anlaşılıyor, ama siz küresel bir dinamik olarak anlatıyorsunuz bu olguyu?

 

M: Şu anda en çok AB içinde konuşuluyor ama “yeşil mutabakat”ın küresel düzende üç temel ayağı var. Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatı, Aralık 2019’da Avrupa Komisyonu tarafından ortaya atıldı. Joe Biden’in Beyaz Saray’a oturmasıyla birlikte iklim değişikliği girişimlerinde, yeniden küresel liderliği ele geçirmesi ve “Yeni Enerji Mutabakatı”nı ABD’de yürürlüğe sokması bekleniyor. Sonuncusu da Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping’in öncülüğünde başlatılan “yeşil kalkınma” stratejisi.

Dünyanın en büyük ekonomik devlerinin başlatmakta olduğu bu üç girişim de bir kaç yıl içinde bizim ticaretimizi, finans kaynaklarına erişimimizi, çevre standartlarımızı, imalat sanayimizi, hizmetler sektörünü temelden etkileyecek, bunların dayattığı kıstaslara uymayanlar cezai müeyyidelere tabi tutulacaklar. 

Siyasi kıstas haline bile gelebilir, tıpkı AB’nin Kopenhag siyasi ve Maastricht ekonomik kıstasları gibi. Bunlara direnme, kendi koşullarımızı öne sürme gücümüz olmayacak. Sadece bizim değil hiçbir ülkenin olmayacak.

 

A: Biden, sizce Amerika’da nasıl bir yeşil mutabakat tasarlıyor?

 

M: Amerika’da Covid-19 sonrası için ekonomiyi canlandırmak ve istikrara kavuşturmak amacıyla ilan edilen “yeni yeşil mutabakat”, federal bir program olarak düşünülüyor. Ülkenin elektrik ihtiyacının tamamının on yıl içinde temiz, yenilenebilir ve sıfır emisyonlu enerji kaynaklarından karşılanması hedefleniyor. 

Yeni Enerji Mutabakatı, sadece iklim değişikliği ile ilgili değil. Aynı zamanda bu 10 yıllık seferberlik çabasında net sıfır sera gazi emisyonlarına ulaşmayı, milyonlarca iyi, yüksek ücret ödeyen iş yaratmayı, ekonomik güvenliği sağlamayı, 21’inci yüzyılın meydan okumalarını karşılayacak şekilde sürdürülebilir altyapı ve sanayiye yatırım yapmayı, temiz hava ve suyu, iklim ve toplumun dayanıklılığını, sağlıklı gıda, doğaya erişim ve sürdürülebilir çevreyi hedefleme de bu çerçevede görülmeli.

Yalnız şöyle bir sıkıntı var: 2050’ye kadar dünyanın sıfır emisyona ulaşması yolundaki dönüşümün nasıl tamamlanacağı, özellikle de bu çabaların nasıl finanse edileceği konularında yeşil mutabakat liderleri sessiz kalmayı tercih ediyorlar.

Bu, muazzam bir seferberlik gerektiriyor. Ülkelerin tek başına ilerleme kaydetmesi güç, o yüzden küresel bir mücadeleye dönüştürülüyor. 

 

A: Bu durum karşısında dünyanın en büyük ekonomisi olma yolundaki Çin’in de süratle yeşillenmesi gerekiyor herhalde?

 

M: Kesinlikle öyle. Bu değişim süreci çoktan başladı, başarıyla devam ediyor. Trump’ın küresel iklim değişikliği liderliğinden çekilmesiyle bu rolü Çin’i üstlenmişti. Şimdi Biden, sanırım geri alacak bu rolü, kendisine özel temsilci olarak eski Dışişleri Bakanı John Kerry’yi tayin etti.

İklim değişikliği sorununu kökünden çözmek istiyorsak aslında Çin’deki tüm kömürle işleyen elektrik santrallarını kapatıp temiz enerjiye geçelim yeter. Ama bu kolay olamayacak tabii ki. Çünkü bu ülke ekonomisinin hala yüzde 80’i kömüre dayalı. Çin enerji ekonomisi devasa bir gemiye benziyor, manevra kabiliyeti sınırlı, yön değiştirmek için epey zahmet ve vakit gerekiyor.

Yine de kabul edelim ki Çin, bizim tahminlerimizden daha hızlı yeşilleniyor. Özellikle de son 10 yıldır. Uzun zaman ayak sürüdükten sonra Paris iklim anlaşmasına imza koydu Pekin. 2030’a kadar yenilenebilir kapasitesini 1000 GW’a çıkartmak için 800 GW yeni tesis kuracak. Ki bu, ABD’nun tüm elektrik sistemine eşit bir kapasite. Çin’de 1.3 milyar, ABD’de 325 milyon insan yaşıyor. Bu hedefi tutturması mümkün olmasa da yerel hava kirliliği ve iklim emisyonlarını azaltmak için yeni teknolojiler geliştiriyor.

 

A: Ama AB’nin “Yeşil Mutabakat”ı hepsinden daha etkili görünüyor. Siz ne dersiniz?

 

M: Katılıyorum size. Bence de en erken yürürlüğe girecek ve bizi doğrudan etkileyecek olan Avrupa Komisyonu’nun Aralık 2019’da benimsenen ‘European Green Deal’ isimli yeni enerji dönüşümü. 2030’a kadar karbon salınımını yüzde 50 azaltmayı, 2050’de ise sıfır karbon salınımı hedefine ulaşmayı amaçlıyor.

Kademeli olarak yeni sektörel kriterleri, vergileri ve iş modellerini uygulamaya koymayı, küresel çapta da bu kriterleri ticari ilişkilerde bulunduğu ülkelere yaymaya çalışarak, fosil yakıt temelli ekonomik modeli, tümden değiştirmeyi hedefliyor.

Yeri geldiğinde ticaret ortaklarının ve komşularının gerekli tedbirleri alması için nüfuzuna, uzmanlığına, finansal kaynaklarına başvurabileceği anlaşmada açıkça vurguluyor.

Diğer ülkeler kriterlere uymasa bile, düşük karbon salınımını hedefleyen şirketlerin rekabet edebilirliklerini korumak için yaptırımlar, karbon vergi ve sınırları dahil çeşitli zorlayıcı ve piyasa enstrümanları kullanmayı da düşünüyor.

 

A: Bu enstrümanların başında karbon vergisi ve karbon sınırı mı geliyor?

 

M: Karbon vergisi uygulamasıyla aslında hedeflenen; tüketici ve işletme davranışlarını değiştirerek, sürdürülebilir özel sektör ve kamu sektörü yatırımlarını arttırabilmek. 

Bu yeni yaklaşımın itici gücü, enerji kullanım tercihlerinde yaşanacak değişim. Fosil yakıtların çevreye olan maliyetini de göz önüne alarak, yenilenebilir enerjinin gelecekte sıfır marjinal maliyete yaklaşarak petrol ve kömürün yerine geçeceği öngörülüyor.

“Yeşil Mutabakat”a göre, AB’nin yeni iş modelinde sürdürülebilirlik ve uygun maliyet öne çıkacak, mülki sahiplikten ziyade kiralama ve paylaşım ekonomiyi şekillendirecek.

Sadece 2030 hedeflerine ulaşmak için ek 260 milyar dolar gerekiyor; bu rakam, AB GSYH’sının yüzde 1,5’i. Birçok yatırımcı grubu, yatırım yaptıkları şirketlerin belirli iklim kriterlerine uyması konusunda çok hassas, uymazsanız yatırım da yok.

A: Türkiye’ye yansımalarının altını çizdiniz. Peki özellikle hangi alanlarda hazırlanmamız gerekiyor?

 

M: Çıplak gözle bakınca henüz net şekilde görülmüyor ama yeşil mutabakatın en fazla etkileyeceği ülkeler arasındayız. Türkiye, enerjide dışa bağımlılığı yüksek ve içeride de enerjiyi, dünya ve Avrupa’ya göre daha yüksek maliyetle tüketen bir ülke.

“Yeşil Mutabakat”ın etkileri sadece enerji sektöründe değil, tüm sektörlerde hissedilecek. Özellikle AB’ye ihracat yapan sektörler, işletmeler, ticaret kısıtlama ya da yaptırımları ile karşılaşacaklar, gerekli uyum adımları şimdiden atılmazsa. 

Çok taraflı ya da ticari finansman kuruluşlarından fon sağlamak imkânsız hale gelecek. AB ile Gümrük Birliği’nin modernizasyonu çabası, engellemeler yüzünden kesintiye uğrayacak.

Paris’te imzaladığımız ancak parlamentonun onaylamadığı “İklim Değişikliği Sözleşmesi”ni vakit geçirmeden onay sürecinden geçirmemiz, artık siyasi ve ekonomik bir tercih değil zorunluluk halini alacak.

Soyut bilgilerin ötesinde, enerjideki yeşil mutabakat bağlantılı dönüşümün iş dünyamız için yaratacağı risk ve fırsatları, birinci elden tespit etmek hem hükümetin hem de şirketlerin politika ve iş stratejilerine etkisini, masaya yatırmak zorundayız.

Dolayısıyla, eğer hükümet, yerel yönetimler, sanayi, müteahhitlik sektörü, tarım, hizmetler ve enerji ile bu değişime uyum sağlayacak doğru adımları atamaz, doğru politikaları uygulayamazsak, küresel dönüşüm tamamlandığında geç kalmış olabiliriz.

Doğru stratejiyi saptamak, tek başına yeterli değil, dönüşümün nasıl icra edileceği, fonlanacağı, uluslararası iyi uygulamalara ters düşmemesi de kritik önem taşıyor.

 

A: Peki yeşil mutabakat ile medya arasında sizce nasıl bir bağlantı olabilir?

 

M: “Yeşil mutabakat”, sürdürülebilir bir ekonominin temelini kuracak bir sosyal sözleşme olarak da görülmeli. Medya, bu süreçte iki yaşamsal rol oynuyor; oynamaya devam edecek.

Öncelikle kağıda dayalı, elektronik ya da görüntülü medyanın kendi karbon emisyonlarını, karbon izini azaltması, faaliyetlerinin çevre etkisini asgariye çekmesi gerekiyor. Bu alanlarda uyum sağlayamazsa medya hem müşteri kaybedecek, hem finansman kaynaklarına erişimi sınırlanacak, hem de uluslararasılaşmasında ilerleme sağlanamayacak.

İkincisi, bağımsız medyanın iklim değişikliği, karbon emisyonları, çevre tahribatı, hükümet, belediye ve şirketlerin aksayan politika ve kararları üzerine uyarıcı, aydınlatıcı, sorgulayıcı, fikri takipçi bir yayın çizgisi izlemesi, şeffaf ve hesap verilebilir uygulamalara destek çıkması, diyalog ve işbirliğini özendirmesi büyük önem taşıyor.

Doğru tavır alması, medyayı yeşil mutabakat sürecinde önemli bir aktör haline getirecektir. 

 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.